20120419



Gece sokaklara uzanmıştı. Bir kadın amaçsızca İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yürüyordu. Sokak sessizdi hiç olmadığı kadar. Saat de geçti.  Sarı sokak lambasının altına oturdu kadın. Elini cebine attı. Üşüdü. Paltosunun yakasını düzeltti sonra. Bedenini kendine doğru çekti, bir böcek gibi büzüldü. Sigarasını çıkardı. Bekletmeden yaktı. Kafasını sarı ışığa doğru kaldırdı. Işık gözünü aldı. Gözlerini kıstı. Baktı.

Bu sırada bir araba geçti sokaktan hızlıca. Kadını farketmemiş olacak ki yol boyunca oluşmuş su birikintilerine aldırmadan geceye karıştı araba.

Kadın ayağa kalktı. Üzerine baktı. Sırılsıklamdı. Sigarasını bir an olsun bile elinden düşürmedi bu esnada.
Tekrar aynı yere, tam ışığın altına oturdu. Bunu neden yaptığı konusunda ise herhangi bir fikri yoktu. Bilinçsizce yapılan pek çok şey gibiydi bu da…

Islak paltosunun cebinden ufak bir metin çıkardı. Işığın altında, hiç tereddütsüz okumaya dalacaktı.
Kitabı elinde okşadı. Sayfalarını karıştı.

“ Su, mutluluğu öldürür mü? ” dedi içinden…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder